6.07.2017

''Hayatı Seç Veronika!''

Dünyanın belli zamanları var. Talihimiz olur da o belirli zamanlardan birine - isyankâr yirminci yüzyıl gibi- düşersek hepimiz güzelleşeceğiz. O zamana dek kötüler kötülüklerini, iyiler de üretimlerini sürdürecekler. Deneyim, hele ki tüm dünyada esip gürlemeye başlayan bir rüzgarın içinde doğmak gibi büyük deneyimler, tüm kurgulardan, sanatlardan -bilimden değil belki- daha yücedir bana sorarsanız. O büyük deneyimin içerisinde yüreğiniz hoplar zıplar, her yerde söze dökülmeyi bekleyen melodiler görürsünüz. İyilik de kötülük de bulaşıcıdır. O büyük deneyimde iyilik dediğimiz şey, bir sağanağın toprağı ıslatması kadar kısa sürede bulaşır, yayılır. Önce gözlerinizi ele geçirir, çünkü görürsünüz. Sonra kulaklarınızı çemberine alır, çünkü duyarsınız. Sonra yüzünüze dokunur, tebessüm edersiniz. Daha sonra hepsi kalbinize giden bir titreşim yaratır. Hayal kırıklığına uğramaktan korktuğunuz için kendinize dahi itiraf edemediğiniz kadar gizli kalan umudunuz, beklentiniz çıkar gün yüzüne. Her şeye rağmen temkinli ve soğukkanlı olmak önemli bir ilkedir orası ayrı. Fakat nicedir yorgun ve ürkek ve cenin pozisyonunda yatan parçanız yavaş yavaş gözlerini açmayı, ayağa kalkmayı, derin bir nefes almayı, sonra şımarmadan, kibirlenmeden, hakir görmeden cüretkâr olmayı öğrenir. 

Varlık mı özden öncedir, öz mü varlığın önündedir? Bu düşünsel faaliyet ve etkinliklerin hemen yanına, hatta belki birkaç adım daha önüne koymamız gereken bir gerçek vardır: Madde, her şeydir. Bu, kapitalizmin etkisi manasında söylenen bir sözdür. Yeni doğan bebeğinizi görmenize bir süre daha mani olan, kimsenin hatırlamayacağı bir madende yıllarca çalıştıran, başınızı yukarı kaldırıp ''Göğe Bakalım'' romantizmi yaşamak isteseniz de size ''Göğe bakma, bana bak!'' diyen binaları inşa eden ve kimseye tek bir açıklama yapmaksızın okuduğunuz mektebin yemekhanesine zam yapan şeydir demek istediğim. Madde. O zaman şunu da söylemek haksızlık olmaz sanıyorum: Madde, varlıktan da, özden de önce gelir. 
Dünyamızın yaşadığı bu durum, elbette bu çağa, bu devre özgü bir şey değil. Ancak seksen öncesi yaşamış insanların müşterek olduğu bir nokta var ki o da: Vasata övgünün ilk kez bu denli yüceltilmesidir. Dünya hiçbir zaman bugün övdüğü kadar övmemiştir vasatı. Bu yüzden size en berbat kitapları verir, en aptal televizyon programlarını sunar ve ''Hayatı seç Veronika!''* der. 

İşte dünyanın kabaca şimdiki zamanı. Vasata övgü, hiçbir devirde böylesine şahlanmamış, arşa çıkmamıştı. İlk cümlelerimle son cümlelerimi ikiz yaparak burada sonlandırıyorum; Dünyanın belli zamanları var. Talihimiz olur da o belirli zamanlardan birine - isyankâr yirminci yüzyıl gibi- düşersek hepimiz güzelleşeceğiz. O zamana dek kötüler kötülüklerini, iyiler de üretimlerini sürdürecekler.

*Bu replik Trainspotting 2 filmindendir.

Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...