28.06.2017

    Merhaba mektep yılları sakini. Böyle bir kitle var mı, pek bilmiyorum gerçi. Bir ay olmuş yazmayalı. Bu sürenin ilk iki haftası çok çabuk, son iki haftasıysa ona nazaran yavaş geçti. İlk iki haftası hiçbir şey yapmadım zira, son iki haftasıysa çoğunlukla yoğundum. Hiçbir şey, nitelik bile zamana karşı gelemez ama, yalnız o onu biraz yavaşlatabilir. Bomboş bir kavanozun içinde adım atan bir karınca düşünün; kavanoz ne kadar boşsa o kadar ''hızlı'' gidecektir son noktaya. İçinde ne kadar çekirdek kabuğu varsa da onları toplamaktan o kadar yoğun yaşayacaktır günlerini. Sanırım bu şekilde açıklamak mümkün. 
    Şunu söylemem gerekiyor öncelikle: Hep ve hep tetikte olmaya çalışıyorum. Zemin o denli kaygan ki, ince eleyip sık dokumaktan başka bir çare bırakmıyor insana, insan olana. Bunu söylüyorum çünkü; ''bir şey tuttu mu, artık hep o formülle yaşamak'' adında bir üçkağıt var. Fark ettiniz mi bunu? Özellikle bizim yazarlar yaparlar bunu. Yeraltı edebiyatı, gibi görünen ve okuyucuda etki yaratan bir ilk ''eser'' çıkardılarsa, ''aynı adam'' olmayı sırf bu yüzden sürdürürler. Ve ne kendileri kendilerine, ne de bir başkası onlara şu soruyu hiç sormaz: Yerinden olmamak için her gün aynı kalıyorsun, sıkılmıyor musun bundan? Bunu söylüyorum çünkü; ileride adımın şu an olduğundan birkaç adım daha ötede olabileceğini seziyorum. Belki de yanılıyorumdur, kim bilir? Ama şimdiden tekrar ve tekrar anlaşma yapıyorum kendimle: Tutanın peşinden tuttuğu için gitmemeliyim. Öyle istiyorsam gitmeliyim yalnızca... 

Ve bilirim ki; açıklamalar, çoğu ''beni yanlış anlama ama''lar, çoğu ''ben şöyle şöyle değilim ama''lar, aslında karşı tarafa değil, kendimize bir açıklamadır. Karşı tarafı değil kendimizi ferahlatmaya çalışırız. Ben de şimdi tüm bunları söyleyerek aynı gizli niyeti gerçekleştirdim. Size değil, kendime bir açıklama yapmış oldum...

    Okuyorum: Avrupa tarihini, edebiyat devirlerini... Az önce ''Ezilenler''i bitirdim. Galiba bu süreç ilk olarak, sürekli okuyup kendini geliştiren birkaç insanı -detay önemli değil- gördüğüm ve bu anlamda onlardan çok uzaklaşmak istemememden kaynaklanıyordu. İçerisinde girdiğim birkaç edebiyat, felsefe camiası üyeleri herhangi bir çalışmalarıyla yurt dışına gitme, bir şiiri, öyküyü tercüme etme, önemli bir ilim adamı ile söyleşme vs. konularında o denli konuşuyor ve konuların o denli içlerindeydiler ki... 
    Sanırım bu beni kamçılayan ilk şey oldu. Bir başkasında belki de merak, evreni meraktan başlardı tüm bu okuma, araştırma, bu uğurda uykusuz kalma maceraları. Ama dürüst olmak gerekirse bende; yavaşlama ve bu nedenle beni geçen insanlara yetişme -ama asla onları ezme değil- telaşıyla başladı tüm bunlar. Fakat uzun soluklu olmadı bu ''müsabaka'' 
Zira merak, istek, aydınlanma arayışı çok çabuk geçti önüne bu türden yarışların. Böylelikle kafamın içinde ''kendim ve okuduklarım'' adında bir evren meydana geldi. Bu evren artık benimle her gün konuşuyor. Belki daha doğrusu; ben o evreni artık her gün dinliyor ve herhangi aptalca bir şey için onu satmıyor, ondan vazgeçmiyorum. Yarının erken saatlerinde yolcu olmama rağmen, muhtemeldir ki bu gece de ''bir şeyler duymak''la meşgul olup uykuyu biraz ileriye taşıyacağım. 

    Dün gece ağrımaya başlayan bir başla beraber ''hakikate ulaşma çabasını'' düşünürken, bu niyetin birçok insanı nerelere sürüklediğini fark ettim. İlerleme, der yazar, basitliğe doğrudur, karmaşıklığa doğru değil. Buna çok inandım, hangi konuyu ele alırsak alalım, bu durum, beni salyaları fışkıran bir etobur olmama konusunda güzel bir mevsimin diliyle ikaz ediyor. Tüm bu hallerle beraber şu satırları yazdım;

Yetişmeye çalıştığım bir ''ben'' var,
Biliyorum ölümlü olduğumu.
Fakat hırs, azim, inat, merak... ne derseniz deyin
Gayrısından değil,
Kendimden.
Yanlış ayakkabıları giydikten sonra
Tüm ağaç ve fidanların köklerine değmiş tabanların
Ne çıkar? 
Ben ''ben''e yürüyorum; hakikate.
Hakikat kırbacıyım ben, ''ben'' için
Ama bu sınırlı bedenle, farkındayım
Sınırsız ''ben''e ulaşamam.
Fakat bunu bilmenin verdiği düstur 
Gerisi için kâfi...

Yazasım yok şimdi. Yakında bu adreste güzel şeyler yapmayı umuyorum. Görüşmek üzere.

Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...