25.09.2016

Gaia Dergi'den Yüz Belgesel Listesi

Gaia Dergi'nin internet adresinde listeleyip bize sunduğu yüz belgesel var. Dünya, toplum, küreselleşme, ekonomi, tüketim toplumu vb. kavramları içine alan, eleştiren, konu edinen belgesellerin listelendiği linki olduğu gibi aktarıyorum. Haftada izleyeceğiniz birkaç belgeselin dahi size, bana oldukça katkı sağlayacağına eminim. Ben listenin başında yer alan Economics Of Happiness ile başlıyorum. İyi geceler :)

https://gaiadergi.com/2016-hedeflerinizden-biri-de-100-belgeseli-izlemek-olsun/

19.09.2016

Bazen Ölmemek İçin, Bazen Yaşamak İçin

bazen ölmemek için koşturursun
bazen yaşamak için.
hangisidir daha kutsal olan? Hangisi daha hakikat?

    Ölmemek içinse eğer, bu bir zorunluluğa benzer. Kendi kararını vermemiş bir tercihin ta kendisidir. Fedakardır, öyle hemen ötelemeyelim onu. Fedakardır, isteklerini bir kenara koyar, susuzluğunu gidermek için önündeki günlere randevu verir. Ama hayatın tadı yoktur onda. Ondaki büyüklük, tutkulu bir şekilde yazdığı mektubu zarfıyla beraber bir rafa kaldırabilmektir. Şımarmadan. Mızmızlanmadan.
Yaşamak için koşturmaksa, ah evet! Yaşam(ak) için adım atmak yollara. Bu tam tamına bir gönüllülüktür! Evet, demektir çağrıya. Bedenimizin tıpkı diğer canlılar gibi sınırları olmasına ve bu nedenle yaptığımız her atılımla bir riske de kucak açmamıza rağmen ‘’evet!’’ demektir yaşam çağrısına. ‘’Evet! Gelsin börekler, çörekler! Gelsin, bedenim kurumaya yüz tutmuş bir dere gibi çekilip gidene dek yapabileceğim en iyi eylem, en iyi yanıt. Gelsin!’’
    Yaşamak için koşturmak! Kimin zamanı var böyle bir şeye? Herkes ya evlilik ya da bir kariyer derdinde. İnsanları etkilemek isteyen basit bir sunumdur insan, yerleşik bir ruha dönüştüğünde. Ve sabitliğiyle konuşur durur kavramlar ve hedefler hakkında. Yorumları, çıkarımları bir emeğin getirisi değildir hiçbir zaman. Kafasında düşüncelere dalmamış, bu uğurda uykusuz kalmamış, bu sebeple kitaplar okumamıştır. Yalnızca kavramlar ve hedefler hakkında aklına gelen ilk enteresan –ona göre enteresan- kararı çıkarır gün yüzüne.
    Ama şöyle demedi mi benim içim daha birkaç gün önce: ‘’Bunları mı istiyorsunuz? Toz olup uçacak cümleler kurmayı mı? Üzerine gerçek bir çaba sarf edilmemiş gösterişli lafları mı? Daha sonra unutacağınız büyük sözler etmeyi mi? Alın hepsi sizin olsun. Sitem etmiyorum hiçbirinize. Ama sizin yaşam ve kararlardan anladığınız buysa, ben cehaletimle mutluyum!’’

Sıkışmışlığın, sıkılmışlığın, tembelliğin ve ahmaklığın getirdiği fikirlerse iyi edebiyat yapmanın, cesur laflar etmenin formülü, ben sessizliği tercih edeceğim. Çünkü hiçbir şey olamamışlığın, hiçbir şey yapamamışlığın hissettirdiği şeylerden kaçmak içindi tüm o güzel, insanları etkisi altına alan sözler. Sitem etmiyorum hiçbir şeye ve hiç kimseye. Ama tüm bunlar yerleşik bir ruhun getirdiği can sıkıntısından kaçmak için söylenmiş görünüyor bana. Ve korkarım söylenmeye devam edilecek kimilerince. Oysa yaşam için koşturduğum zamanlarda ben, edebiyatımı kendi içimde yapıyorum. Kendi içimde söylüyorum en büyük cümlelerimi. Ve ‘’peki!’’ diyorum tüm o beylik sözlere ve o sözlerin sahiplerine. Peki, deyip uzaklaşıyorum oradan. Nasıl olsa dönüp dolaşıp aynı sıkılmışlığa, sıkışmışlığa döneceksiniz ömür boyu. Yaşam için değil, yaşamdan kaçmak için koşturdukça.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...