8.06.2016

Karşı Çıkmak Mühim İştir

    Varlığımın özünde, yirminci birinci yüzyılın değer ve putlarına karşı çıkmak var. Ben varlığımın büyük bir kısmını; reklamlarla şişirilmiş, yalan gösterişlerle taklidi yapılan, içi boşaltılmış kavram ve eylemleri reddetmekten oluşturuyorum. Biliyorum ki bugün bana gösterilen ve iyiliğim için olduğu söylenen hayat, koca bir yalandan ibaret. İnsanları seviyorum, onların sıkıntılarına eşlik etmek hayattaki misyonlarımdan biri haline gelmeye başladı. Ama bu yalan evrenin içine hapsolanlara karşı ne yazık ki asla zarif ya da eğlenceli görünmeyeceğim. Onlara kızacak, önceliklerine bir yarım akıllı gibi küfredecek, dalga geçeceğim. 

    Bugünün ve aslında her çağın hayatı, bir karşı çıkıştan meydana gelmelidir. Ben bu teknolojik çağın getirdiği öncelikleri kıymetli bulmuyorum. Pahalı hediyeler almam gerektiğine, sınavlardan geçmek için ezber yapmaya, aşırı ahlaklı ve Polyanna olmaya ne ruhum ne de bedenim müsait.

    Var oluşum, bana dayatılan yalan ve ahmaklıklara bas bas bağırmaktan oluştuğu gibi, tüm bunların yerine gerçeği işaret etmekten de oluşuyor. Pek çok erken öten horozun ya da tavuğun dediğine inanıyorum: Gittikçe daha da aptallaşıyoruz. Telefon, internet, (a)sosyal medya, televizyon bizi uyuttuğu ve uyuşturduğu kadar, kendimize sormamız gereken sorulara da mani oluyor. Tek bir hayat olduğunu, tek bir yaşam yaşayacağımızı -ki sırf bu bile yeterli bir neden- ve bu sebeple salt hayatla aramıza giren kavram ve -güya- ihtiyaçları bir kenara bırakmamız gerektiğini unutuyoruz. Bu evren çok uzun zamandır burada, var olmaya da devam edecek gibi görünüyor. Ve bize asıl tesir eden bu çağın sayısız kavram ve ön yargısı omuzlarımızda. Biz dünyaya doğarken bir ön yargıya doğuyoruz. Ellerini ovuşturan binlerce, yüz binlerce ön yargı ve aptalca beklenti içerisinde, çoğumuz bir Gregor Samsa'ya dönüşüyoruz. Ama bunu değiştirmek, hayattan, hayatın tadını alarak çekip gitmek mümkün değil mi? Yaşanan çağlara baktığımızda, dünya bunun pek de mümkün olmadığını söylüyor. Ama buna asıl sebep nedir? 

    Kadınlar güzellik markalarını protesto etmiyorsa suç kimdedir? Öğrenci, kendisine bir köle gibi davranan hocasını kuzu gibi dinleyip sadece sınavına odaklanıyorsa kim hatalıdır? Bizim iyiliğimizi düşündüğünü iddia eden bankaların kredi kartlarını insanlar deli gibi alıyor, kullanıyorsa kim imkansızlaştırıyor iyiyi ve güzeli? Evler, sigara bu kadar pahalıyken, bir ailenin insanca yaşaması güçken, insan evladı susuyorsa bu iş kimden kaynaklanmaktadır? İçim şöyle söylüyor: Dünya, kendi mahallenden başlar. Dünyayı değiştirmek, mahalleni; o küçük coğrafyayı değiştirmekten başlar. Chaplin de söyledi: ''Sevgi üzerine yeni bir dünya yaratalım!'' dedi.


    Ben şimdi bir yerde, az çok kültürel bir çevre edinmiş biri olarak, elimden geleni yapmak, yani her şeyden önce kendi mahallemi değiştirmek için çalışacağım. Bence daha güzel bir hayat yaşayabiliriz. Siyasete ve onun partilerine inancım artık kalmadı. Biz bu işi sanatla yapacağız! Her türlü düşünsel eylemle... Eğer başaramazsak küser miyim dünyaya, tebessüm mü bırakırım ardından, bilmiyorum. Ama içimdeki ses her geçen gün daha bilinçli ve yüksek bir şekilde başımın etini yiyip duruyor: 

Hayat bu değil, bu kadar değil
Bir güneş var kaldırımlarında ardında
Çoktan unutulmuş bir yaşayış, biz titrersek o da ciddiye alır bizi
Kaldırımların ardında güneş var
Sislerin ardında hayat
Ben bu yaşamı tatmak için canımdan can verebilirim,
Önünde sonunda olacak o değil mi?
İşe yaramaz bir iskelet parçası...
O halde, bedenim hala bir iskelete dönüşmemişken
Ben bunu deneyeceğim...

Kendi eğlencemizi kendimiz yaratabiliriz. Kendi karnavalımızı kendimiz oluşturabiliriz. Bunu biliyorum.

Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...