19.06.2016

Bir Tren Saçmalığı

Gecenin içinde ilerleyen bir tren idim: Her vagonunda türlü türlü çiçekler yetiştirir, camı açıp başımı dışarı çıkarırdım. Ne varılacak noktam vardı ne de bir rotam. Gidiyordum; ılık yerlerden geçip esintili akşamlara varıyordum. Bazen hiçbir ikaz beni durduramıyor ve neticede kendimi trenin merdivenlerinden dışarıya doğru sarkarken buluyordum. Ne rüzgârdı ama!

Havanın gerçekten de sıcak ve gerçekten de soğuk olduğu zamanlarım vardı. Terledim, üşüdüm, ama bunların hepsi hala hayatta olduğumun belirtileri, trenin hala rayların üzerinde ilerlediğinin işaretleriydi. Öyle benimsedim!

Şimdi ne bir ray ne üzerinde ilerlenecek bir tren olabiliyorum. Vagonların hepsinde hala envaiçeşit çiçek; ama onları eskisi gibi sık göremiyorum, onlarla daha evvel yaptığım konuşmalarımdan pek bir şey kalmadı.
Bu kadar saçmalamak yeter belki de. Belki de ''birinin'' bana sorduğu soru üzerine verdiğim cevabı tekrarlamalıyım:

Bazen bir şeyler söyleyebilmek, yoğun duygularımın tabiatına aykırı. En iyisi sükût etmek. Seni doyuracak kadar uzun yazamadığım için kusura bakma sevgili kimsen. Başka vakitlere...

Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...