18.03.2016

Yine Bize Dair: Sokak Müziği


Kendini yapmak, kendini gerçekleştirmek, kendini inşa etmek ile yakından ilişkili olan sokak müzisyenliği, pek çok ülkede varlığını sürdürdüğü gibi metropoller başta olmak üzere ülkemizde de yıllardır yaygın bir halde yaşamakta. Kiminin para için, kiminin dikkat çekmek için, kiminin de sokakları sahne bellediği için yaptığı bu işin kökeni yüzyıllar öncesine dayanıyor. 
Sokak, satın almaya değil, üretmeye ve ''sahnesine'' çıkmaya karar verenlerin ve biraz da ''serseri'' ruhtan nasibini alanların sahnesi olmaya uzuun yıllardır devam ediyor. İnsanların çoğu, hele hele bu işlere girişilecek en güzel yaşlara sahip olan genç insanlar, çoğunlukla yalnızca izliyorlar. Hiçbir zaman ölüm döşeğinde kalmadım, ölümle burun buruna da geldiğim söylenemez. Ama şunu biliyorum ki, ''ormana gitmek istiyordum!'' 

Ormana gittim; çünkü bilinçli yaşamak istiyordum. Hayatı tatmak ve yaşamın iliğini özümsemek istiyordum. Yaşam dolu olmayan her şeyi bozguna uğratmak ve ölüm geldiğinde aslında hiç yaşamamış olduğumu fark etmemek için. (Dead Poets Society)

Sanat, Yoko'nun da dediği gibi yaratıcıdır; yeni bir melodi bulunur, yeni bir oyun yazılır, yeni bir resim çizilir... Ve bu yaratıcılığın kimliği yoktur. Birbirinden kilometrelerce uzakta, apayrı dünyalardaki iki insan, içlerindeki cevhere bir şans tanırlarsa bunun kendilerine has bedelleri kadar mükafatları da karşılarına çıkacaktır.


Karnınızı ne doyurur bilmiyorum, ama hangi yemeği yiyeceğinize karar verip onu pişirmeye başlamalısınız. Gerçekten, ölümlü olduğumuzu ve hayatın tadının satın alınan şeylerde olmadığını birazcık kavrayabilirsek, pek çok şeyi daha az ciddiye alacak, kendimize ilgi alanları bulup onlarla uğraşacağız. Ama günümüzün ne kadarı bu tür bi düşünce serüveni ile geçiyor? Yeni bir aydınlanma yaşamaktayım; bu bende açılan ve bir öncekini kapatan yeni bir çağ. Sizin çağınız var mı?
Dürüst olayım, bu yazı sokak müziği ve müzisyenliği ile ilgili, içinde pek çok bilgi barındıran bir yazı olacaktı ama, sokak ve sanatın iç içe olduğu bu konuyla ilgili araştırmalar yaptıkça, konu da duygularım da buraya evrildi. Yakın zamanda Kadıköy vapurunun dış kısmına çıkıp, yıldızları seyretmeye koyulduğumda yanımda müzik vardı. Bugün okuldan eve dönerken, durakta yine gözlerimi kapayıp şarkılara daldım, bunu hiç denediniz mi? Evde, uyumaya yakın ya da koltuğun başındayken değil ama; sokakta... Deneyin derim, kendinizi tutamayıp ritme eşlik ediyorsanız şahane!


Araştırmalarım sırasında karşıma çıkan kentlerden biri Amsterdam oldu;

Amsterdam’da başta şehir merkezi olmak üzere, Amsterdam’ın pek çok köşesinde ve de kanallarında sokak müziği yapanlara rastlayabilirsiniz. Amsterdam’ın meşhur kanallarında tekneler doludur ve her tekne kendi müziğini yapar. Amsterdam’da doğum günü kutlamaları bu teknelerde yapılabilmekte, kutlamalara müzik eşlik etmektedir. Amsterdam sokak sanatı ve modası festivalleri ile de ünlüdür. Bu kapsamda çeşitli sokak müzisyenleri, müziklerini sergileyebilmektedir. (İbrahim Fethi Özden)

Amsterdam

Ülkemizde yerli ve yabancı olmak üzere pek çok sokak sanatçısı bu kültürün bizde de yaygınlaşmasını sağlamıştır. Kara Güneş, Siya Siyabend, Light In Babylon bunlardan bazılarıdır. Hepsinden önemlisi, ''ben bu yazıyı niçin yazdım''da saklıdır; Sokak müziğinin, fotoğraf ve videolarını paylaştığım bu insanlar için araç veya amaç olduğunu bilmiyorum ama, benim için bir araç. Sana ''gerçekten kendini denemeyecek misin?'' sorusunu sordurtacak bir araç; pahalı otomobillerin, telefonların, evliliklerin girdabı içerisinde satın aldıkları kadar pahalı hayatları olmayan insanlarla hepiniz karşılaşacaksınız! Ya onlar olacaksınız ya da bir çılgınlık yapacaksınız. Evet, senin çılgınlığın ne? 



Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...