17.03.2016

Ortak Kederimiz

    Takip ettiğim blog yazarları ve rastlantıyla karşıma çıkan daha pek çok yazı sitesinde, Ankara var; Ankara'nın getirdiği derin hüzün, derin keder, korku ve bıkkınlık. Sözlüklerden, tivıtırdan kaldırmıyoruz başımızı; kim ne demiş, bulunan olmuş mu, hangi Allah'ın cezası üstlenmiş... Bir gün bu ülkede başımıza gelen her felaketten ötürü oturup ağlayacağım, bağıracağım, korkacağım gün gelecek ama şimdi en büyük duygu olan ''korku''yu bile yaşayamayacak derecede boşaltıldı içim.

    2012 Mayısında evdekilere ekmek almaya gittiğimi söyleyip İşçi Bayramı mitingine katılmıştım; Taksim o zaman yasak değildi, ben tiyatro eğitiminin de getirdiği nitelikle Oyuncu Sendikası ile birlikte Beşiktaş'tan yürümüştüm. Güzeldi, Taksim'e girmeye az kala aramalardan geçtik; çantalar ve üstlerimiz arandı, bu bana bir güven hissi vermişti. 
Çok değil, neredeyse dört yıl geçmiş. Şimdi ne derste dersi anlıyorum, ne kantinde arkadaşlarımdan bir şey anlıyorum, ne de havanın güneşli olması enerji veriyor bana. Yıllardır hayalini kurduğum, şimdi bu yaz tek başıma, sessizce yapacağım o tatili düşünmekten bile tat alamıyorum. Sigaram var, kahvem var, kalabalık bir yerde bulunduğum andan itibaren küfretmeye başlıyorum, kalabalıklar fazla geliyor, çook fazla. 
    Kaldığım yurtta beş vakit namazında bir arkadaşım var; yemekhanede yemek yedikten sonra hep ''kanka benim iki dakika işim var'' diyip bir yere giderdi, namaza gittiğini ben iki ay sonra tesadüfen öğrendim. Geçen yıl, yatay geçiş yapmadan önce Artvin'deyken az ve öz dostlarım oldu, hala daha beni Artvin'e bekliyorlar, umarım gideceğim. Hepimiz farklıydık birbirimizden; ben doğma büyüme ve aldığım eğitimler dahil olmak üzere batılı biriydim, diğeri doğulu, bir diğeri Karadenizli, bir diğeri Adıyamanlıydı. Ama okuldan çarşıya -okul dağlık bir alandaydı- inmek için bir yandan yürüyüp bir yandan otostop çekmek için uğraşırken aynı türküleri söylüyorduk; Belki şu tepeden ayı iner, diye birbirimize mi sataşmadık, paramız bittiğinde kara kara mı düşünmedik, aklınıza ne gelirse...

    Şimdi o dostlar hala aynı; ben hala aynıyım. Siz hala aynısınız. Kiminiz okula, kiminiz işe, kiminiz yollara... Hepimizin kafasında belirense aynı soru: Ne olacak? 
Bu anlamda hepimiz manevî yönlerle bir aradayız ama, bunun hiçbir zaman farkında olmadık. Hangimiz ''okul bitince ne olacak?'' demedi ki? Hangimiz haber sitelerine baka baka sabahı etmedi, etmiyor? Siyasetten çok bunaldım, sanatın bizi birleştirici gücüne inanıyorum: örneğin bir sazın teli hepimizi bir yerlere götürür, bir film hepimize dokunur. Sanattan asla sıkılmadım... Ne demiş Yoko Ono;

Sanat gitgide daha önemli bir hale geldi çünkü politikacılar gitgide daha az ilginç bir hale geldiler. Bir tür fikirde uzlaşmak zorundalar fakat istedikleri şeyleri söyleyemiyorlar. Bir konuşma bile onlara yazılı olarak veriliyor, onlar da bunu okuyorlar. Bu aşırı derece zayıf bir pozisyon. Bu bizler için oldukça tehlikeli. Sanatçı yaratır, sanatçılar hala yaratıyorlar. Bir sanatçının pozisyonu, bir politikacının pozisyonuna tamamıyla zıttır. Bizler hala özgürüz. Hala istediklerimizi söyleyebiliyoruz. Söylemek için cesaretli olmalısınız, fakat söyleyebilirsiniz. Söyleyince işinizi kaybetmiyorsunuz. Fakat politikacılar istedikleri bir şeyi söylerlerse işlerini kaybedebilirler. İnsanların bilmeye hakları vardır, onlar politikacıları işe aldılar. Bizler insanlara dokunabiliriz.

    Kendinize iyi bakın, gibi kalıplara girmiyorum. Bunların kalıplardan ibaret olduğunu anlayalı oldu biraz. Ama ola ki çok sıkıldınız, buyurun buradan da olsa bir araya gelelim. Şimdi, Artvin'de okuduğum bir yıl içerisinde tanıdığım, etkinliklerini organize ettiğim müzik hocam, Artvinli Akuli'nin kendi bestesiyle sizi baş başa bırakıyor, devamında ne diyeceğimi bilemez halde okula gidiyorum. Eyvallah!


5 yorum:

Zihnin Arka Sokakları dedi ki...

İnanç ve sanat insanı güzelliğe götüren şeyler. Tüm savaşlara, politikalara, gürültüye inat sanat bizi daha fazla insan kılıyor.

Mert dedi ki...

Bu anlamda sanat insan olan, kalıcı olan tek şey. Kalbimize dokunan da tek şey...

Fikriye dedi ki...

O kadar güzel, o kadar dingin ifade etmişsin ki aslında ayrı ama bir o kadar da aynı oluşumuzu; dilerim kalbin hep aynı kalsın. Sevgiler.

Söz Sanatı dedi ki...

Sıkılıyorum ben. Sıkıldıkça da gelirim. Beste ve yorum çok güzelmiş. Ben de sanata inanıyorum ve yürekten bağlıyım. Sonumuz hayrolsun, sevgi olsun. Umarım...

Mert dedi ki...

Fikriye, mesele insan kalmakta. Bunu bildiğine de eminim, sevgiyle kalasın.

Söz sanatı, ben de sıkıldıkça sana gelirim, anlaştık. Hoş kal...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...