26.02.2016

Mekânın Cinsiyeti, Feminist Eleştirinin Meseleleri* Üzerine Notlarım

     Mekânın kadınlar açısından ne anlama geldiği, o mekânın pratiğiyle ilgilidir. Örneğin; taciz, tecavüz vakalarının arttığı bir semt, cadde, sokakta kadınlar yalnız başlarına yürümeyi tercih etmeyebilir, hatta o yollardan hiç geçmeyebilirler. Peki nedir bu mekânlar? Kaça ayrılır? Kamusal ve özel mekân olarak tasnif edebiliriz. Kamusal mekân; sokaklar, caddeler, genellersek ''dışarısı'' iken, özel mekân ilk başta ''ev''dir. Evde de erkeklik ve kadınlığa mâl edilen rollere göre bir paylaşım yahut hiyerarşi söz konusudur. Böylelikle bir ''toplumsal cinsiyet'' kurulur. Bu kavram, tam manasıyla ataerkil egemen anlayışın bir ürünü olup, genellikle kadın aleyhine bir mekanizma geliştirir.

     1975 yılında Ann Oakley'in yazdığı makalede ev işi; ''daha çok kadınlar tarafından yapılan, parasal karşılığı olmayan bir emek süreci'' olarak tanımlanır.** Bu toplumsal cinsiyet üzerinden örneklersek; ''ev işi'' kadının görevidir ve emek olarak görülmez. Kadın, tıpkı kocası gibi çalışıyor olsa bile kalan ''boş vakitlerinde'' ev işlerini de ihmal etmemelidir. Ancak aynı beklenti ya da anlayış erkeği kapsamaz. Bu tam olarak, kadına evde (özel mekânda) biçilen rollerden biridir. 

     Kamusal alandaki kadın varlığına, sorunlarına ve rollerine bakacak olursak, bu mekânların da ağırlıklı olarak erkek egemen ideolojinin yanında olduğunu söylemek mümkündür; kadınlar, kendilerine uygun görülmeyen bir saatte dışarıda dolaşırlarsa başlarına geleceklerden sorumlu tutulurlar. Özellikle ''namus'' kavramının işin içine girmesi ya da çarpıtılmasıyla erkek egemen ideoloji varlığını sürdürmeye devam eder. Çünkü kadın namuslu olmalı, geç saatte sokaklarda olmamalı, tahrik etmemelidir. 
Bu çok göreceli kavramların peşi sıra, sorulmak için bekleyen bir önemli soru vardır: Kadın mı tahrik etmekte, erkek mi tahrik olmaktadır? Yaygın ya da sıkça gördüğümüz anlayışa bir soru daha sormak gerekirse: ''Namuslu'' davranmayan kadın, bunun ''bedelini'' tecavüz ile öderken(!) saldırıyı gerçekleştiren kişi(ler) niçin -özellikle toplum gözünde- gerçek bir bedel ödemiyor? 

     Tüm bu ifadeler, mekânların cinsiyetinin doğurduğu bir sonuçtur. Kadınların yavaş yavaş evlerine çekilmesi ve ticaretin, buna bağlı olarak sokağın erkek çoğunluktan ibaret olması, bununla beraber gelen erkek egemen ideolojinin ortaya çıkması ve tüm bunlarla birlikte cinsiyetlerle roller atfedilip (ev işi, çocuk bakmak vb.) bunun toplumda yaygın anlayış haline getirilmesi, bu ifadelerin özeti mahiyetindedir. 
__________________________________________________________________________

*  İstanbul Arel Üniversitesi, Yard. Doç. Dr.'u Feryal Saygılıgil'in makalesidir.
**Direkt olarak konuyla ilgili nottan alıntıladığım cümledir. 

Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...