17.01.2016

Doğuşum Bir Tesadüftü, Gerisini Tesadüfe Bırakmayacağım...

Bir şeyler yazmayı denedim, ekrana bakakalmaktan fazlası elimden gelmedi. Öyleyse ben de saçmalama hakkımı kullanıyorum! Yaklaşık iki yüz elli sayfasından sorumlu olduğum bir dersi kasıtlı olarak bütünlemeye bırakmakla birlikte sınavlarım bitti/ bitmek üzere. Yarından tezi yok İstanbul'a döneceğim, İstanbul'u bazen yalnızca uzakta olduğumda sevebiliyorum, aklımda kaldığı şekliyle.
Uzakta kalınca birinden ya da bir şeyden, onun özlemi hiçbir zaman kötü anılarla gelmiyor. Bu da öyle bir şey; uğradığım bir sahaftan, kapısına oturduğum bir sokaktan, merdivenlerini boyadığımız Fındıklı'dan anılar geliyor aklıma yalnızca. İstanbul'u, tepemizde bir barış havası olduğu zamanlarıyla hatırlıyorum.
Fındıklı
Belki adını bilmediğim insanlar gelip okuyacaklar şimdi beni, belki ben de onları sanal dünyanın bir başka mecrasında okudum; hepinizi okuyorum, haberleri takip ediyorum, üretimlerinizi gözlemliyorum ve bunlardan bir netice çıkarıyorum, daha doğrusu olmasını beklediğim ve beklediğinize inandığım bir netice: insanlar sanatını yaşamak istiyor.

17 ve 18. yüzyılları ve daha berisini araştırıyorum; Rönesans, İhtilâl, tüm bu hadiselerin toprağında filizlenen edebî akımlar; Klâsisizm, Romantizm, Realizm... 
Bir tanesi diyor ki; ''Ben en uzun soluklu akımım, eserlerim de işte bunlar...'' 
Buna mukabil, beriki konuşuyor; ''Kurallarından ve çok sistematik dilinden sıkıldık, insanların artık coşkuya ihtiyaçları var ve biraz da aklın yanına duyguları almaya...''

Bu ikisi aralarında tartışıp, 'artık hangisinin zamanının geldiğini' konuşurlarken, hoop aradan bir diğeri çıkıyor ve diyor ki, ''Sen de haksızsın ey coşkulu! Benim için önemli olan gözlemdir, sanatkârlarımdan Tolstoy Suç ve Ceza'yı yazarken iki gün elinde harita; at sırtında koşturdu durdu!''

Hugo, Sefiller'de ideal hukuk düzenini göstermeye gayret ediyor, Musset çıkagelip ''Romantizm, ağlayan bir yıldızdır.'' diye haykırıyor. 
Ahmet Hamdi Tanpınar ''Çalışan insan, kendi varlığında hüküm süren bir uyumu bütün kainata nakleder.'' gibi müthiş bir ifade zenginliği içerisinde dolaşırken, Nâzım çıkıyor ve ''Yaşamayı ciddiye alacaksın!'' diye rüzgârını estiriyor suratımızda...

Hepsi de sanattan ve sanatkârlıktan nasibini almış isimler. Bir edebî akım kendisinden önceki akıma tepki olarak doğuşunu yaşıyor ve o tepki veren akımın da başı daha sonra aynı ''dertten'' muzdarip oluyor. 
Anlıyorum ki, sanat ne toplum için ne de sanat için. 
Sanat ihtiyaç için; kendi varlığımızın ihtiyacı ve yaşadığımız evrenin...
Anlıyorum ki, bir matbaacı işini yaparken hiç de duygusal şeyler hissetmezken, o matbaadan çıkagelen bir eser, yapıt bize istediğimiz kadar uzak ya da yakın bir zaman diliminden bağırıyor, haykırıyor! Belli ki haykırışının altında uykusuz geceler, tohumunda yaşam var... O tohumun ne kadar büyüdüğüne, hangi topraklarda filizlendiğine, köklerinin ne kadar derinde olduğuna bakmak isteyen biz okura sunulan bir mükâfat; kitap ve okumak! 

Şimdilerde George Orwell'ın 1984 romanını okuyorum. Ruhumda ''Her şey güllük gülistanlıkmış gibi aymaz davranıyor, kültür-sanattan gayrısını görmüyorsun!'' gibi bir uçurum bana doğru bakarken, eskisinden farklı olarak ben de ona bakma cesaretini gösterip şöyle diyorum: Ölüm istemiyorum! Ne kendiminkini, ne de bir başkasınınkini. Ama kabul et, şimdi yapabileceğim en iyi, en güzel, en faydalı şey okumak! Okuyup, kendimi yarınlara taşımak.''

Rahat durmayan ve azap çekmem için yaratılmış düşünce tarzım, ben sıcak bir yatakta yatarken buluyor beni; ''Her yer ve herkes sence senin kadar rahat mı? Ve aynı koşullara sahip olmadığınız bir dünyada, gerçekten tutunabileceğini mi sanıyorsun?'' 
Önce beni ikna edebilir gibi geliyor bana, çünkü evveliyatında defalarca bunu başarmıştır. Ama belki artık bu uçurumdan da güçlü olduğumu varsayıyorum. Bu kez de ona karşı bir savaş başlatmam gerekiyor, çünkü duyarlı olmakla kendini yiyip, bitirmek arasında bir fark var.

Sonra birden bir bulutsuz gök gelip konuyor içime de, konuşuyor; Doğuşum bir tesadüftü. Gerisini tesadüfe bırakmayacağım...



Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...