25.01.2016

Bir Salı Sabahımda Başıma Konan...

Kendime ait bir bilgisayarım olmadığı ve dışarıya çıkıp bir bilgisayar edinemeyecek kadar hâlsiz olduğum için bloga yazı yazma süreci bazen sarkabiliyor, ama terk etmeyin beni, güzel bir aile olmamız umuduyla... :)

Nedir?
Sanrılar ve ateş içinde geçen bir geceden sonra diz kapaklarımıza kadar erişen bir karın manzarasına dahilim. Camı açıp sigara yakacağım için, üşümeyeyim diye bir de sallama(syon) bir çay yaptım. Derken, gözümde hiç yaşlanmayan ve her zaman flört etmek istediğim bir genç kızın şiir kitabına rastladım. 
Bu soğuk havalarda, zaman zaman gün yüzüne çıkıp bizi ısıtan güneşe bu kadar mı yakın olur bir şiir kitabı? Bu kadar mı isterim o genç kızla bir kahve içmeyi? Ona belki biraz kur yapmayı...
Buradayım.
Hiç yaşlanmıyor dedim amma hayatına baktınız mı epey yaş alması lazım işler yapmış; Anadolu'nun pek çok yöresinde avukatlık, öğretmenlik... Kendisini tanıyan, onunla biraz hasbahal eden arkadaşlarım onun biraz da huysuz olduğunu söylemişlerdi bana.
"Olsun" dedim, "bazı huysuzluklar iyidir. Diri tutar."
Sahiden öyle; bize öğretilen "evcil" ve "ahlaklı" değil midir asıl çelişkili tanımlar?

Bob Marley'in söylediği bilgisine eriştiğim ama hala bir şaiadan ibaret olan şu sözü, bu aksi kimseler için hep kullanmışımdır; Eğer terbiyesizleşiyorsan, hayatın ne mal olduğunu öğreniyorsun demektir.

Bazı aksi, huysuz insanlara bu gözle bakmak lazımdır. Ne diyor filmde; öfkenin ardında acı, acının ardında aşk...

Sizi daha fazla meraklandırmadan bu kadını ifşa etmek istiyorum. Herhalde şöyle dersem anlayacaksınız; Ah kimselerin vakti yok durup ince şeyleri anlamaya 

Ne dersiniz? Şiirinin, sabah içtiğim çaya bir kuş gibi konduğunu söylesem? Hadi o zaman, okuyunuz...

O zaman hep birlikte biraz ısınmak, güzel bir dünyaya yolculuk etmek, o dünyanın, içimizde var olan heyecanını bir kez daha alevlendirmek maksadıyla şu güzel müziği dinleyip Ergüder Baba'yı da analım mı? Analım...

Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...