7.12.2015

Don Quijote romanını okuyorum

Tam 1 yıldır bu blogda hiçbir şey yapmadım, geçtiğimiz senelerde yazılmış tüm yazılarımı sildim, hepsi çok aptalca geliyordu. 
Amacım, buraya bir edebiyat öğrencisinin güncesini aktarmak; okulda gördükleri, romanlarda okudukları... Ama yazı yazmanın sancılı bir süreç sonucunda gerçekleştiğini düşündüğümden, ne sıklıkta yazarım bilemiyorum.

O fark ediyor ki; yükselme, telefon gibi aygıtlar olmadan, kitaplara ve yollara kendini gerçekten vererek gerçekleşecek. Evde televizyon ve telefon kullanmasaydık, düşünsene hayal etmek ve çalışmak için ne kadar da vaktimiz olurdu? 
Bunu yakalamak istiyorum, ama hala fazlasıyla tembelim gibi geliyor bana...

Bu ilk ''çabucak'' yazımdan sonra yeniden merhaba :) 
Şu sıralar hem sınavım gereği hem de merakımdan modern romanın başlangıcı kabul edilen Don Quijote romanını okuyorum, bir makalede söylediğine göre insan onu hayatının üç farklı evresinde okur ve üç evrede de farklı fikirlere sahip olurmuş...

Ölümsüz gençliğin şövalyesi, 

ellisinde uyup yüreğinde çarpan aklına 

bir temmuz sabahı fethine çıktı 

güzelin, doğrunun ve haklının: 

Önünde mağrur, aptal devleriyle dünya, 
altında mahzun ve kahraman Rosinant'ı. 

Bilirim, hele bir düşmeye gör hasretin halisine, 
hele bir de tam okka dört yüz dirhemse yürek, 
yolu yok, Don Kişot'um benim, yolu yok, 

yel değirmenleriyle dövüşülecek. 

Haklısın, elbette senin Dulsinya'ndır dünyanın en güzel kadını, 
elbette sen haykıracaksın bunu 

bezirganların suratına, 

ve alaşağı edecekler seni 

bir temiz pataklayacaklar seni. 

Fakat sen, yenilmez şövalyesi susuzluğumuzun,
sen, bir alev gibi yanmakta devam edeceksin 

ağır, demir kabuğunun içinde 

ve Dulsinya bir kat daha güzelleşecek.

Nâzım HİKMET




Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...